10.10.2025
Sözde Ateşkes ilan edildi .
Her halde Beyaz Saray’da balonlar uçuşuyordur.
Kendisini dünyaya nizama vermekle görevli seçilmiş kişi gibi gören birisi, hayalini kurduğu Nobel barış ödülünü nihayet alabileceğini düşünüp bayram ediyor olmalı.
Bazıları da bu “büyük başarıdan” dolayı kendisini kutlama kuyruğuna girmiş durumdadır büyük olasılıkla.
Savaşın sözde “tarafı” ancak aslında silahsız, masum sivillere, savunmasız çocuklara canlarına kastederek saldıran katiller de yakında sütten çıkmış ak kaşık gibi ortalığa çıkarlar.
06.10.2025
Rivayet olunur ki, 18. yüzyılda mutlak monarşi ile yönetilen Prusya’nın Büyük Friedrich diye de anılan kralı ikinci Friedrich, başkent Berlin’de kullandığı iki büyük saraydan sıkılmış ve kendisine bir yazlık saray yapılmasını istemiş.
Ülkeyi “devlet benim” anlayışıyla yöneten ve aynı zamanda “Baş yargıç” sıfatını taşıyan kralın bu talebi üzerine, sahibi olduğu devlet bürokrasisi hemen harekete geçmiş ve Berlin’e 40-50 km uzaklıktaki Potsdam kentinde bir yer bulmuş.
13.09.2025
Sekine Evren, 3 Mart 1982 günü vefat etti.
Kendisi, 12 Eylül 1980’de yaptığı askeri darbeyle “ülke yönetimine bütünüyle el koyan” Devlet Başkanı, Milli Güvenlik Konseyi Başkanı, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren’in refikaları oluyordu.
Evren’in saydığım sıfatları resmi sıfatlardı ve o zaman tek kanal olan TRT radyoları ile televizyonda ismi her geçişte bu sıfatların tümü sayılarak anılması emrolunmuştu.
23.06.2025
70’li Yıllardan Batı Berlin Anıları (4)
Amerika Birleşik Devletleri ‘nin, sözün tam anlamıyla “dünyayı kana buladığı” 1970’li yıllarda, Aşık Mahzuni Şerif’in çok söylenen ve dinlenen bir türküsü vardı;
“Bütün insanlık adına/Amerika gatil, gatil/ Kanun yapar, kendi teper/Amerika gatil, gatil!/Vietnam’ın suçu nedir/Hür yaşamak ayıp mıdır?Atom patlat ister kudur/Amerika gatil gatil!”
02.06.2025
Batı Berlin’de 1973 ya da 1974’te bir gün, bir arkadaşımla parkta yürüyüş yaparken, ansızın bastıran şiddetli bir yağmura yakalanmıştık.
Çevrede ağaç altlarından başka sığınacak yer yoktu. Ancak, dallar ve yapraklar yağmurun şiddetinden dolayı yeterli koruma sağlamıyordu.
Bahar aylarında olduğumuz için üzerimizde yalnızca mont vardı.
22.05.2025
Almanya’ya 1960’larda çalışmaya giden ilk Türkler, izinli olarak Türkiye’ye döndüklerinde çevrelerine izlenimleri anlatırken, enteresan bir söylem geliştirmişlerdi.
Çalışıp yaşadıkları yabancı ülkenin insanlarından, onların davranış biçimlerinden, yaklaşımlarından söz ederken, tek bir insandan konuşur gibi “Alman” derlerdi.
Anlattıkları da, genellikle o insanların düzeni, disiplini, nezaketi, yerlere çöp atmamak gibi çevre temizliği konusundaki titizlikleriyle ilgili olurdu.
11.05.2025
Türk işçiler, karşılıklı anlaşmalar çerçevesinde çalışmak için 1960’ların başlarında Batı Almanya’ya gitmeye başladılar.
O yıllarda, çalışmak için başvuran hemen herkes İstanbul’a davet edilerek Federal Almanya konsolosluğu gözetiminde “Alman doktorlar” tarafından sağlık kontrolünden geçmesi isteniyor, problem görülmezse “hemen” işçi olarak kaydediliyordu.
10.04.2025
Ünlü Berlin Duvarı’nın boylu boyunca uzandığı Wedding Bernauer Strasse’nin en dip noktasında tarihi bir Evangelist (Protestan) kilisesi vardı.
1892’de, Prusya Kralı II.Wilhelmzamanında, başkent Berlin’in tam göbeğinde yapılan kilise iki dünya savaşı görmüş, hatta Berlin’i tam bir harabeye çeviren müttefik bombardımanlarına rağmen ayakta kalmıştı.
Kilise’nin kurulduğu ilçe, bugün bir anlamda Berlin’in göbeği demek olan “Berlin Mitte “ diye anılıyor.
30.03.2025
Wedding semtinde başlangıcı Batı Berlin’de, devamı Doğu Berlin’de kalan Brunnen Strasse üzerindeki sınırı oluşturan duvara varmadan son bir U-Bahn ( metro) durağı vardı. Duvara yalnızca birkaç yüz metre uzaklıktaki bu durak, ana caddeye çıkan sokaklardan biri olan Volta strasse’nin adını taşıyordu.
İstasyona inip aktarma durağı olan Kotbusser Tor yönüne giden trene bindiğinizde kısa bir süre sonra, önce duvarın altından, sonra Doğu tarafındaki istasyonlardan geçmek gerekiyordu.
13.03.2025
Batı Berlin'in Yaşlı Kadınları
Batı Berlin’de, 1972 yılı Şubat ayında, ünlü duvarın karşısında dayımların evindeki konukluğum bir yıl kadar sürdü.
Daha önce de belirttiğim gibi, köşede olduğu için iki caddeye bakan cepheleri savaştan kalma mermi izleriyle kaplı bir binaydı.
Beş ya da altı katlı binadaki 10-12 dairede oturanlardan bizim dışımızdakileri çoğu Alman işçi aileleriydi.
Anımsadığım kadarıyla, yalnızca iki oda ve genişçe bir mutfaktan oluşan dairelerden birinde Hırvat bir aile oturuyordu.