17.04.2026
İnsanın aklı almıyor!
Kimi zaman, “yok canım, böyle şeyler olsa olsa Amerika’da olur. Kim bilir hangi eyaletin hangi kentinde bu saldırılar gerçekleşmiştir!” diye düşünmek istiyorsunuz!
Zira, uzun yıllarınızı Amerika’da silaha ulaşmanın ve o silahla akla gelmeyecek cinayetler işlemenin ne kadar kolay olduğunu duyarak geçirmişsinizdir.
Oysa, hafızamızı şöyle bir yoklayınca, Türkiye’de de silaha ulaşmanın tam 39 yıl önce kolaylaştırıldığını, bu konuda büyük tartışmalar yaşandığını anımsıyoruz.
10.04.2026
Tarihler , Büyük İskender diye anılan Makedonyalı hükümdarın ilk “cihangir” ya da dünya fatihi olduğunu yazar.
Buna göre, dünyayı fethetme arzusuna kapılan İskender, Makedonya’dan çıkıp eski Yunan illerini önüne geleni yenerek ele geçirdikten sonra -bizim o zamanlar henüz ayak basmadığımız- Anadolu’ya geçmiş.
Frigyalıların Polatlı’ya kadar egemen olduğu topraklarda elini kolunu sallaya sallaya ilerlemiş.
07.04.2026
Sosyal medya, epeyce bir süreden beri çoğu Amerikan kaynaklı “reels videoları” denilen görüntülü kısa öykülerin istilası altında.
Görüntülerin “kahramanları” , dünyayı fethetmeye hazır, dış görünüşleri acımasız, içlerinden ise yufka yürekli Amerikan askerleri ve çoğu beyaz, dünya güzeli çocukları!
Bir zamanlar kovuldukları “üçüncü dünya” ülkelerinde coni diye alay konusu olan bu askerler, bir askeri üs’te ya da savaş gemisi güvertesinde, savaşçı üniformalarının içinden göğüslerini şişirmiş, kartal bakışlarını ufka dikmiş, hazırol’da bekliyorlar !
18.03.2026
Tarihçi ve akademisyen kimliği ile bilinen Prof.Dr.İlber Ortaylı’nın vefatı ülkemizde her “ünlü” ye nasip olmayacak ölçüde geniş yankı uyandırdı.
Öyle ki, sosyal medya İlber Ortaylı paylaşımlarıyla doldu taştı.
Rahmetliyi aslında pek tanımayanlar bile, mensup oldukları “mahalleye” uyum sağlamak için sosyal medya platformlarını doldurup taşırdılar.
Doğal olarak , bir çok konuda kutuplaşma alışkanlığı kazanmış olan toplumumuz, İlber Ortaylı konusunda da değişik kesimlerin birbirine zıt, alkış ya da kargış (beddua) tavırları göstermelerine sahne oldu.
11.03.2026
Soğuk savaşın hüküm sürdüğü 1960’lı ve 1980’li yıllarda, ABD’nin etkisi altındaki ülkelerde bir propaganda sloganı vardı:
“Amerika gitsin, Rusya mı gelsin?”
Türkiye’de “Bağımsız Türkiye” diye haykıran gençlere saldırırken bu sloganı atanlar, ardından bir de “Allahsız komünistler” demeyi ihmal etmezlerdi.
Zamanın ruhu dedikleri bu olsa gerek.
Aynı insanların bugünkü ardılları, aradan altmış yıl geçtikten sonra İsrail’le bir olup İran’a saldıran Amerikan emperyalizmine lanetler yağdırıyorlar.
06.03.2026
Bir süreden beri sosyal medya platformlarında, Amerikalı çocuk görüntüleri sıklıkla ekrana düşüyor.
Örneğin, Amerikan bayrağı örtülü bir tabuta başını dayayıp göz yaşı döken sarı saçlı masum bir kız çocuğunun fotoğrafı herhalde bütün dünyayı dolaşırken yürekleri yakıyor!
Fotoğrafın anlatmaya çalıştığı öykü yazılmasa da ne olduğu anlaşılıyor!
Bu güzel, sevimli, şirin kız çocuğunun asker olan babası, vatanı Amerika’yı korumaya çalışırken ölmüş, bu yüzden ardında bıraktığı çocuğun hayatı,geleceği kararmış.
04.03.2026
Türkiye’de TV haber kanalları, en çok izlendikleri “Reyting günlerini” yaşıyorlar sanırım.
Bütün dünya birkaç gündür ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan savaşa odaklanmış durumda.
Ancak, savaşın dışında kalan bütün ülkelerin sıradan insanları için ne yazık ki sağlıklı haber alabilecekleri kaynaklar yok!
Çünkü ortada, birbirine toplarla, tanklarla, elde tüfek taşıyan askerleriyle saldıran “düşman taraflar” yok!
01.03.2026
Tahran’ın iki yanı mağazalar ve dükkanlarla dolu, en işlek ve kalabalık caddelerinden birindeydik.
1988 yılının Şubat ayı sonlarıydı.
İran’ı ziyaret etmekte olan Başbakan Turgut Özal’ın temaslarını izliyorduk.
Altı kişilik TRT ekibi olarak ikiye bölünmüş, aslında sekiz yıldır savaşmakta olan İran ile Irak arasında en azından yumuşama sağlamaya çalışan Başbakan’ın görüşmelerini kaçırmamaya çalışıyorduk.
Kameraman arkadaşlarım Mehmet Deniz ve Uğur Yıldırım’la birlikte o gün önce Özal’ın İran başbakanını ziyaretini izlemiştik.
O da ilginç bir öyküydü!
25.02.2026
Aristokrat sözcüğünden ne anlarsınız?
Bu sınıfın mensubu “asillerin” eğitim nezaket, görgü, oturup kalkmasını- nasıl yemek yiyeceğini bilme gibi yüz yıllar öncesinden geliştirdiği erdemli davranışları bizlere bırakan sosyal sınıfın insanları mı gelir aklınıza?
Yoksa, geçmişte yüz yıllar boyu topraklarında yaşayan serf denilen köylülere “sahip” onları savaşlara süren eli kanlı, acımasız, sömürgen sınıfın mensuplarını mı düşünürsünüz?
06.02.2026
Üzerinde hayatın başladığı milyonlarca yıl öncesinden bugüne kadar başına gelmedik iş kalmayan şu mavi gezegenimizin, “yalnız ve güzel dünyamızın” başı bir kez daha fena halde dertte!
Yer küre üzerinde duyduğu, öğrendiği hiçbir şeye artık şaşırmaması gereken insanlık, bunca gelişmişliğine, binlerce yılda oluşturduğu ahlaki değerlere karşın bir sürü sabıkalı herifin ortaya dökülen yeni pisliklerine şaşırıyor.
Oysa kapanmış zannedilirken bir kez daha açıldığı düşünülen Pandora’nın ünlü kutusu gerçekte hiç kapalı olmamıştı ki!