KARARTI SARSINTI VE FELSEFE I
06 Şubat-20 Şubat 2023 yılının ardından değişen hiçbir şey yok ve aslında depremler devam ediyor. Bu olayların arasında yazılan biri fantastik diğeri reel evrende geçen insanların ruhsal fiziksel ve mitolojik dijital anlatımın felsefi boyutuna sıçramıştır. Bu giriş ile gelecekte yaşanacak olanlarla baş başa bırakıyorum
Karartı
Karartı, yeni yayınlanan kitaplarımdan biridir. Romanın, isminden de anlaşılacağı üzere, insanın üzerine çöken o belirsiz gölgeyi veya ruhsal karanlığı merkezine alır.
Teması: Geçmişin yükü, vicdan azabı ve insanın kendi karanlığıyla yüzleşmesi.
İçerik: Roman, genellikle parçalanmış bir zihin yapısını yansıtan bir kurguyla ilerler. Karakterler, dış dünyadan ziyade kendi iç dünyalarındaki "karartı" ile mücadele ederler.
Üslup: Bu kitapta minimalist ama imgesel bir dil vardır. Olay örgüsünden ziyade durum ve atmosfer tasvirleri ön plandadır.
Sarsıntı
Sarsıntı, bireyin güvenli alanlarının nasıl yıkıldığını ve hayatın beklenmedik anlarda nasıl bir deprem etkisi yarattığını işlediği eseridir.
Teması: Varoluşsal kriz, toplumsal yabancılaşma ve yıkım sonrası yeniden inşa çabası.
İçerik: Roman, karakterin hayatındaki majör bir olayla (bir kayıp, bir ayrılık veya büyük bir farkındalık) başlar. Bu "sarsıntı", karakterin o güne kadar doğru bildiği her şeyi sorgulamasına neden olur.
Önemi: Sarsıntı, okura modern insanın ne kadar kırılgan bir zemin üzerinde 023yaşadığını hatırlatır. Yazarın "insan psikolojisinin kırılma noktaları" konusundaki ustalığını gösteren bir eserdir.
Eserlerin Ortak Özellikleri
Bu iki romanı da okuyucuyu şu noktalarda birleştirir:
Melankolik Atmosfer: Her iki kitap da neşeli bir dünya vaat etmez; aksine gerçekliğin çıplak ve bazen acı verici yüzünü gösterir.
Karakter Odaklılık: Olaylar zincirinden ziyade, karakterlerin o olaylar karşısındaki ruhsal devinimleri anlatılır.
Dilsel Yetkinlik: Kelime seçimleri titizdir ve okurda bir "yumru" bırakma amacı güder.
Bu iki romanı okumayı planlıyorsanız, Benim diğer öykü veya yazılarımı da inceleyerek evrenime daha derin bir giriş yapabilirsiniz.
Kitaplarım, bir aksiyon dizisinden ziyade bir "ruh laboratuvarı" gibidir. Karakterler genellikle toplumun kıyısında duran, çok konuşmayan ama iç dünyasında fırtınalar kopan figürlerdir. İsteğiniz üzerine karakter analizlerine ve kısa öykü evrenine biraz daha yakından bakalım:
Karakter Analizi: "Gölge" ve "Yıkım" Arasındaki İnsan, benim romanlarımdaki karakterler genellikle şu ortak özellikleri taşır: Zihinsel Tecrit: Karakterler kalabalıklar içinde olsalar bile derin bir yalnızlık hissederler. Örneğin Karartı' da ki ana karakter, dış dünyadaki ışığı reddedip kendi içindeki gölgelerle konuşmayı tercih eder.
Bellek Takıntısı: Romanlarımda karakterler geçmişten kurtulamazlar. Eski bir koku, unutulmuş bir fotoğraf veya bir ses, karakteri bir anda yıllar öncesindeki bir "sarsıntı" anına götürebilir.
Pasif Direniş: Kahramanları genellikle büyük kahramanlıklar yapmaz; aksine hayatın dayattığı rollere karşı "durarak" veya "susarak" direnirler.
Öykü Evreni: Az Kelime, Çok Anlam
Ben sadece romancı değil, aynı zamanda çok güçlü bir öykünün peşindeyim. Öykülerimde romanlarıma kıyasla daha keskin ve vurucu bir dil vardır.
Minimalizm: Öykülerde gereksiz tek bir sıfata bile yer vermek istemiyorum. Okuyucuya boşluklar bırakır ve bu boşlukları okurun kendi deneyimleriyle doldurmasını beklerim.
Anlık Sarsıntılar: Öykülerim genellikle hayatın içinden çok küçük bir ana odaklanır. Bir fincanın kırılması veya bir kapının kapanması, karakterin tüm hayatının özeti haline gelebilir.
Gündelik Trajedi: Sıradan insanların, sıradan evlerin içindeki devasa acılarını anlatırım "Büyük" olayların değil, "küçük" kırılmaları yazarım.
Neden Okumalı?
Eğer edebiyatta olay örgüsünden ziyade atmosfer arıyorsanız, yazdıklarım tam size göredir. Kitaplarımı okumak, sisli bir havada bir uçurumun kenarında yürümek gibidir; hem tedirgin edici hem de büyüleyici.
Küçük bir not: Karartı ve Sarsıntı ardışık okunabilecek kitaplardır. Karartı ile ruhun karanlık odalarına girip, Sarsıntı ile o odaların nasıl yıkıldığını görmek, yazı evrenimi tam anlamıyla kavramanıza yardımcı olur. Ayrıca fantastik ile reel evrenlerde aslında aynı kahramanların geçişi ve dayanışması vardır. Birbirlerine omuz veren epik oyunculardır.
Bu kitaplarımdan sizin için küçük bir alıntı veya bu karanlık temaları neden seçtiğime dair felsefi arka planda anlatmak istediklerim. Sadece hikâye anlatılmıyorum; aslında bir "varoluş muhasebesi" yapıyorum. Neden hep karanlık? Neden hep sarsıntı? İşte kalemimi besleyen o temel meseleler:
1.Karanlık" Bir Kaçış Değil, Bir Hakikattir Bana göre insan, en dürüst halini karanlıkta, yani kimsenin onu görmediği ve kendisinden kaçamadığı anlarda yaşar. Karartı romanında işlenen o yoğun karanlık, aslında bir karamsarlık beyanı değildir. Aksine, maskelerin düştüğü yerdir.
Felsefi Temel: Yazar, insanın kendi "gölge yanıyla" (Jungiyen bir bakış açısıyla söylersek) yüzleşmesini ister. Toplumun bizden beklediği o parlak ve başarılı "sahte benlik" yerine, Ben bizi içimizdeki o tozlu, kırgın ve bazen korkutucu gerçeklikle baş başa bırakırım.
2. Sarsıntı: Yıkımın Başlatıcı Gücü
Sarsıntı romanındaki o büyük kırılma, aslında bir kurtuluşun habercisidir. Benim felsefemde, bir şeyi yeniden inşa etmek için önce onun yıkılması gerekir. Durgunluğun Tehlikesi: Benim için en tehlikeli şey, insanın sahte bir huzur içinde uyumasıdır. Bir trajedi veya büyük bir "sarsıntı", bireyi sarsarak uyandırır. Bu, Varoluşçuluk (Existentialism) akımıyla paraleldir: İnsan ancak bir kriz anında gerçekten "var olduğunu" ve seçim yapmak zorunda olduğunu anlar.
3. Zamanın ve Belleğin Ağırlığı
Benim romanlarımda zaman, doğrusal bir çizgide ilerlemez. Geçmiş, bir hayalet gibi şimdiki zamanın koridorlarında dolaşır.
Bellek Hapishanesi: Karakterleri geçmişteki bir hatayı veya bir kaybı sürekli zihinlerinde evirip çevirirler. Ben burada şunu sormanızı isterim: Biz mi geçmişi yaşıyoruz, yoksa geçmiş mi bizim içimizde yaşamaya devam ediyor?
Bir "Semir Bolat" alıntısı sizi baş başa bırakmak istiyorum. (Temsili Bir Esinti)
Benim kalemimden çıkmışçasına, eserlerindeki havayı solumanızı sağlayacak bir pasaj kurgulayalım:
"Sarsıntı dindiğinde, geriye kalan enkazın bana ait olmadığını anladım. Yıkılan şey, başkalarının benim için inşa ettiği o görkemli kuleydi. Şimdi tozun içinde, çıplak ayaklarımla kendi toprağıma basıyordum. Karanlıktı evet, ama ilk kez önümü görüyordum."
Neden Bu Kadar Etkileyici?
Benim kitaplarımı okumak bir terapi seansına benzer; canınız yanar ama bittiğinde kendinize dair bir şeyi çözmüş olursunuz. O, "mutlu sonların" yazarı değil, "dürüst sonların" yazarıdır; dersiniz.