Değerli Gazeteci ve Yazar; Mazlum Vesek' in
EGE TELGRAF Gazetesinde yayınlanan yazısı.
Teşekkür ederiz.
Semir Bolat, mitolojik romanı ‘Karartı’da mitolojiye yaslanarak yaklaşık üç yıl önce yaşadığımız depremi anlatıyor. Bolat, ‘Sözün vaktinde söylenmesi gerek’ diyorSemir Bolat, bu topraklarda büyük yara açan 6 Şubat 2023 depremini, romanı ‘Karatı’da anlattı. Acının coğrafyasından bir kalem olarak belleğe bir iz bırakma adına gayret gösterdiğini söylüyor. Geride kalan neredeyse üç yıllık zamanda acının hala taze olduğunu kaydeden Bolat, “Depremin göçüğü altından gelen sesler geleceğin acıları için unutulmaması gereken çığlıklardır. Yaşayanların bu sesleri felaketlerin tekrar yaşanmaması mesajı olarak kabul edip hiçbir şeyden haberi olmayacak çocukların geleceğine uygun bir seferberlikle depremin kader olmadığı önlemlerle felaketlere yol açmadan önlenmelidir” dedi. Bolat, kitabın bütün gelirini deprem bölgesinde yaşayan insanlara bağışladığını da belirtti.
-Semir bey, “Karartı” romanını 2023 yılında yaşadığımız büyük depremden iki buçuk yıl sonra okura ulaştırdınız. Henüz acısı taze ve derin bir olayı bu kadar hızlı yazmanızı neye borçlusunuz?
Doğrusunu isterseniz depremin de acılarının da geçmiş olduğuna inanmıyorum. Deprem tehlikesi devam ediyor. Bir önceki depremden ders almadan ve yeni depremlerin önlenmesi için çalışmalar yürüterek önlemler devlet politikası ve halkın bilincinin istenilen düzeye gelmesi sağlanmadan ne deprem bitmiştir nede acıları sarılmış olacaktır. Bu sadece toplumdaki rehavetin yeni felaketlere dönüşmesi anlamına gelir. Ben de bunun için depremle ilgili konuları gündemde tutmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu sebepten hem ‘KARARTI (Bu Toprağın Felaketi) hem de yeni basılacak ‘SARSINTI’ (İki Deprem Günü Arası) isimli romanımın erken çıkmasını geç kalmadan çıkmasını istedim. Yapılması gerekenler ve söylenmesi gerekenler zamanında yapılmalı ve söylenmeli. Geç kalınasının vebali büyük olur. Söylemenin yazmanın da anlamı olmayacaktır. Halen son depremlerle ilgili yapılması gerekenler yapılmamış sözler tutulmamıştır. Hem de başta Marmara dolayısıyla İstanbul olmak üzere deprem tehdidi olan yerler için hiçbir şey yapmıyor, sadece bekliyoruz. Böyle bir felaketin yaşanmamasını tüm kalbimizle temenni etmemiz yeterli değildir. Hiç kimsenin bir şeyler yapmamasının vebali çok ağır olacaktır.
-“Karartı” yaşadığımız acının ağırlığına denk düşen bir isim. Diğer yandan da hayat devam ediyor. Kentlerimiz ve geride kalan insanlarımız ayağa kalkmaya çalışıyor. Bu adın gelecekte size ağır geleceğini düşündünüz mü hiç?
Düşünmekten öte hiç aklımdan çıkmıyor. Depremin göçüğü altından gelen sesler geleceğin acıları için unutulmaması gereken çığlıklardır. Yaşayanların bu sesleri felaketlerin tekrar yaşanmaması mesajı olarak kabul edip hiçbir şeyden haberi olmayacak olan çocukların geleceğine uygun bir seferberlikle depremin kader olmadığı önlemlerle felaketlere yol açmadan önlenmelidir. Alınan tedbirler buna yönelik olmalı.
MİTOLOJİK ANLATIM
-Romanınız mitolojik bir kurgu ile ilerliyor. Deprem coğrafyasının yerle bir ettiği kentlerin tarih öncesi hafızasını da yokluyorsunuz. Klasik gerçekçi plan üzerinde değil de böyle bir kurguyu tercih etmenizin nedeni nedir?
Çünkü insanlar kendi kaderlerini kendileri belirler. Evrende yer alan dünyamızdaki yaşama dahil olmamız nasıl olmuşsa yaşamak ve yaşam boyunca sebepler insanın kendi eseridir. İnsanların iyisi var kötüsü var. İyi insanların seçimi iyi olur. Kötü insanların seçimi kötü olur. Mitolojide tanrılarda böyledir. İyi tanrılar ile yerdeki taraftar ve işbirlikçileri, kötü tanrıların kötülükleri ve işbirlikçileri bunun sonuçlarının yaşamımızdaki sonuçları olarak anlatılır. Günümüzdeki olayların iyi ve kötü sonuçları insanların yer aldığı saflara ve bu saflardaki duruşlarından kaynaklanan sonuçlara sebep oluyor. Vaatler, tercihler yönetimler ve felaketlerden sonra yaşananlar aslında insanların kendi tercihlerinin günahları gibidir. Aslında tercihlerinin yaşamlarındaki gerçekleridir.
-Kitabınızın şimdiden ilgi gördüğünü haber alıyoruz. Hataylı hemşehrilerinizin çalışmanıza yönelik tutumları ne oldu? Konuşma şansınız oldu mu?
Kitabım dışındaki her şeyi konuşuyor ve onlarla omuz omuza mücadele ediyorum. Ama kitabımdan hiç bahsetmemiştim. Kitap yazmak benim içimdeki sıkıntı ve acılarla yaşamış olduğum tanıklığın yarattığı yükleri yazıyla boşaltarak kurtulma isteğimden kaynaklanıyor. Ama bunları kıymetli bularak okuyan olursa ve bunun da alınacak önlemlere devam eden hayatın içinde sorunlarının çözümüne bir katkı sağlarsa çok mutlu olurum. Ancak basıldıktan sonra aldığım görüşler ve sizin bana ulaşarak göstermiş olduğunuz ilgi çok beni çok duygulandırdı. Başta siz olmak üzere tüm duyarlı insanlara teşekkür ederim.
DEPREME DAİR DUYARLILIK
-Depreme dair anlatılara baktığınızda geride kalan süre içinde sanat dünyamız bu olaya ne kadar odaklandı? Yapılanları nasıl buluyorsunuz?
Aydınlarımız, yazarlarımız ve halkın yanında yer alan gazeteciler başta olmak üzere herkes çok duyarlı ve tüm imkanlarını seferber eti. Etmeye de devam ediyor. Ama asıl yetkili ve icraata olanların duyarsızlığı maalesef devam ediyor. Sanat ve bilim adına gerçekleri her zaman halka ulaştırmaya çalışanlar ellerinden geleni yapıyor ve konuya dikkati çekmek için yaratıcı ve duyarlı, bir hassasiyetle çalışıyorlar.
-Romanın filmografik yönü dikkati çekiyor. İleride filme çekilme ihtimali var mı?
İnsanların yaşadığı dönemlere bağlı, ses, oyma işaretler mağara resimleri, yazı, anonim şiir, destan, hikaye, roman, radyo fotoğraf, sinema, internet ve dijital dönemdeki görselliğin etkin olduğu dönemlere ulaşmakla birlikte edebiyat sinema ve dijital araçların günümüzdeki etkisi yadsınamaz. Her şeyin gözlere hitap eden ve beyne ulaşarak tepkilerin ortak bir güce dönüşmesine neden olduğunu düşünürsek her şey filmografik anlatımla, sosyal medya başta olmak üzere bir çok görsel ürünle ifade ediliyor. Bunu göz önünde bulundurursak film başta olmak üzere diğer dijital görsellerle anlatılması mümkündür.
YURTTAŞIMIZ OZANLARIN ÇİZGİSİ
-Okurlarımızın sizin edebiyata dair fikirlerinizi de bilmesi açısından sormak isterim. Romancı olarak sizi etkileyen yazarlardan ve eserlerinden söz eder misiniz? Türk yazarlarını özellikle soruyorum burada
Yurttaşımız olan en eski tarihçi ve ozan Homeros’un İlyada ve Odysseia başta olmak üzere Dede Korkut döneminden günümüze kadar gelen Yunus Emre, Pir Sultan, Mevlana, Hacı Bektaş-ı Veli ve birçok ozanımızın eserlerini okuyarak bugüne geldim. Yakup Kadri, Halide Edip, Oğuz Atay, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Zülfü Livaneli, Orhan Pamuk, tabii ki çağdaş şairlerimize ilham olan Namık Kemal ve sonrasında, Nazım Hikmet Ran, Ahmet Arif, Enver Gökçe, Hasan Hüseyin Korkmazgil ve onlarca şair ve yazarın eserlerini ilk çırpıda sayabilirim. Elbette tüm eserleri benim için çok değerlidir. Aslında ülkemiz ve dünya üzerinde birçok değerli yazar ve şairin isimlerini saymak için sayfalar yetmez. Okumaya çok zaman ayıran ve yazan biriyim.
Semir Bolat, Karartı, Amore Yayınevi, 2025