Ana Sayfa

berlinturkbanner

berlinturkbanner

Sabriye Güler

Sabriye Güler  |  BERLIN

YAZARIN TÜM YAZILARI

" HİLELİ İŞ GÖREN, MİHNET İLE CAN VERİRMİŞ..."

Vurgunun nasıl olduğunu ve yasa kılıfı bürünerek soygun nasıl oluru okuyarak değil, gazete sayfalarından, radyo ve televizyon haberlerinden değil bizzat yaşayarak öğrendim...

 

                 Tıfıl bir bankacı olarak içinde yaşadım, insanların gözünde kandırılmanın ve can yanmanın nasıl bir duygu olduğunu yaşadım, çaresizliği gördüm. Vurgun ve nitelikli soygun yapanların neler yaptığını ve nelere yol açtığını gün be gün yaşadım. Melek maskesiyle dolaşan şeytanların' arasında, şeytan maskesi takmış bir 'melektik sanki... Ben ve benim gibilerin durumu aynen buydu.

                Hatırlarsınız İstanbul Bankası, Hisarbank ve Ortadoğu İktisat Bankası vardı bir zamanlar, sonra sahiplerinin içini nitelikli olarak boşaltmasından dolayı T.C.Ziraat Bankasına geçti. Yaşıtlarımız ya da bize yakın akranlarımız ve yaşayan büyüklerimiz anımsarlar. Ne reklam verirlerdi televizyonlarda...

              " Kale gibi banka... " reklamları hala aklımda, hangi reklam şirketi ile çalışmışsalar o dönem şapka çıkartmak gerekir. Tabi 12 Eylül yaşamış bir Türkiye ve ANAP iktidara aday bir parti, yüksek enflasyon altında ezilen Türk Milleti, yüksek faiz vererek, bankerlerle rekabete girdi. Ne banker furyası vardı ama, Banker Kastelli herkesin hafızasında önemli bir yeri vardır. " Sağlam lastik Pirelli " (hala anımsayınca gülümsetir dönemin reklamı beni)

 

                Bankalara el konulunca, mevduat sahipleri devlet güvencesi ile parasını kurtardı. Amaa içi boşaltılan bankaların sahipleri servetlerini kaçırdılar mı? Yurtdışına mı kaçırdılar? Artık toprağa mı gömdüler bilemiyorum. Yıllar sonra onu televizyonda spor yorumcusu olarak gördüm. Ömer Çavuşoğlu, kendileri aynı zaman da Nazlı Ilıcak'ın abisi olur. Ama ballı bir vurgunu yaşadıkları gün gibi meydandaydı. Devlet tam iki yıl sonra mallarına el koydu, artık ortada mal bıraktılarsa tabi...

 

              T.C. Merkez Bankasının güvencesinde olan banka müşterileri, devlet fark edinceye kadar ciddi bir sıkıntı yaşadılar. Duydukları tam da şunlardı. " Kasa müsait değil, şu anda nakit çıkış çok yüksek, yarın gelseniz... " İknaları biz yapıyorduk. Bankanın merkez şubesi ise her konan parayı anında kendine göndermemizi istiyordu. Yolunda gitmeyen birşeyler vardı ama bizlerde olayı çözmeye çalışıyorduk. Kimse parasını alamıyordu. Yoktu çünkü kasa tamtakır kurubakırdı.  Mevduat sahipleri çaresizdi. Tabi devlet duyunca hemen el koydu ve T.C. Ziraat Bankasına devredildi bütün borçlar. Yani milletin sırtına bindi.

 

              Türkiye'nin ilk nitelikli banka hortumlamasının içinde ama hiçbir şeyden haberimiz olmadan gıdım gıdım yaşadık. Bankanın cephesini kara perdelerle kapattılar, içeriye devletin tüm müfettişleri doldu. Yüzlerce muhasebe defterleri ile kayıt alındı. Vurgun büyüktü, devlet hemen acil, Yeni Bankalar Yasası çıkarttı. Binlerce çalışan mağdur olmuştu. Devlet işine geleni aldı. Bende tıfıl bir bankacı olarak T.C.Ziraat Bankası elamanı olmuştum. 

 

            Şimdi şu yaşananları görünce, Türkiye Cumhuriyetinin, Türk siyasetine de ayar vermek durumunda ve siyasete girenin ve yetkili malamlarda oturanların her kuruşunu verebileceği yeni bir siyasi düzen kurmak zorundayız. Siyasi hortumlamanın önüne geçecek düzenleme yapmak durumundalar. Özellikle Belediyelerde bu daha ciddi olmalı, denetim mekanizmasından hiç kimse kaçmamalı. Herkesi denetleyen ciddi bir mekanizma harekete geçmeli... Yoksa gelenin geçenin bizi soyup soğana geçireceği bir düzenin ezilenleri olarak kör, topal yol alırız.

                 Peki ya hileli iş görenler?

                 "Hile ile iş gören, mihnet ile can verirmiş...

                 Umarım öyle olur!

                 Elimizden bedduadan başka bir şey gelmiyor.