K. Kılıçtaroğlu CHP'ye yerleştirilmiş ''Truva atı'' mıdır?
Çünkü yetki sahibi olduktan sonra partiye aldıklarının büyük çoğunluğu CHP'li değildir.
KK eliyle Cumhuriyeti kuran bu parti adeta devşirme kadroların hakimiyetine geçmiştir.
Bu durum CHP'yi (Kuvâ-yi Milliye) içten kuşatma ve yok etme çabalarına yönelik güncel bir operasyon mudur?
CHP'yi kuşatma ve sonrasında yok etme planları yüz yıldan fazla bir süre önce yırtılıp atılan Sevr'in bitmeyen intikamı mıdır? Yoksa yeni bir Sevr hazırlığı mıdır?
Cumhuriyetin kurucu partisine karşı yaklaşık bir asır boyunca sinsi sinsi mücadele eden batılı emperyalistler, bunu kimi zaman yerli işbirlikçilerle birlikte yürütmüşler ve kimi zaman da kısmen başarılı olmuşlardır.
Ancak bugüne kadar henüz nihai (kalıcı) bir başarı elde edememişlerdir.
Batılı emperyalistler (sömürgeciler) adı konulmamış bu savaşı sabırla sürdürürken biz ne yapmalıyız? Ne yapabiliriz?
İçinde bulunduğumuz konjonktürde ''ortak akıl'' ile hareket etmeye mecbur olduğumuz tartışılmazdır.
Elimizden. hile ile alınmaya çalışılan ülkemizi. Cumhuriyetimizi kolay kolay teslim etmeyeceğimizi böyle bir durum hasıl olduğunda ne yapabileceğimizi bugünlerde yeniden düşünmeliyiz!
Önümüzdeki genel seçimler son seçim olabilir!
Meşruiyeti tartışmalı bir seçimle karşı karşye kalabiliriz
Böyle bir durum olursa eğer çok partili siyasi ortam ve halkın egemenliği ortadan kalkabilir...
Öyle bir gün gelir ki.
Ülkemiz emperyalistler ve onların yerli işbirlikçilerinin hegemonyası altında varlığını sürdürme (beka) derdine düşebilir...
* * *
Bugüne yaşananlara bakarsak Türkiye'de iktidara yürüyen ana muhalefet partisinin yetkisi tartışmalı bir mahkeme kararı ile bölünmeye çalışıldığını görüyoruz.
CHP seçmeni olmayanlar bu durumu yani ''Mutlak Butlan'' kararı ile meydana gelen durumu önemsemeyebilir. Hatta ''Bana ne! yesinler birbirlerini'' bile diyebilir!
Ancak unutulmamalıdırk ki, bu karar sadece CHP’de yönetimi değiştirme kararı değildir!
Kılıçdaroğlu, İmamoğlu, Özel çatışması hiç değildir!
Bu kararın devamını ve neler olabileceği görenler tepki göstermekteler!
Bu tepki Özgür Özel’in yanında olma anlamında bir tepki değil; laik, demokratik, sosyal hukuk devletinin yani 1923 yılında “ Egemenlik Bağımsız Şartsız Milletindir” şiarı ile kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin yanında olma tepkisidir!
Bu tepkiyi göstermekten imtina edenleri tarih bu yönüyle kayda geçecektir!
* * *
Güne içi boş bir gündem ile değil,
Çok önemli olduğuna inandığım bir soru ile başlamak sanırım çok doğru olacaktır....
Ülkemizin tek ve gerçek gündemi mevcut iktidar döneminde sanırım bu soruda yatmaktadır.
Öyle bir soru ki ,bu soru cevaplanmadan,
ne ülke kurtulabilir,
ne enflasyon, ne döviz düşebilir
ne de Türkiye tam bağımsız bir ülke olabilir..
Esasen ,
bu soru çoğu zaman her yer ve zeminde bazı hallerde sorulmalıdır..!
Evettttt,
bu yazı için bu kadar girişten sonra merak edilmesi elzem olan,o basit, sade soruyu artık soralım..
ve
cevabını bu yazıyı okuyanların takdirine bırakarak soralım...
Ne kadar basit bir soru gibi duruyor değil mi .?
Geliniz biraz derinlerine inerek bu soruyu analiz edelim. Sonra kim bilir yeni bir sentezleme ile yeniden yeni bir umut ışığını hep beraber yakabiliriz..
Öyle ya,
Herkes son yıllarda yaşananlardan mutsuz, umutsuz hatta çeresiz!
Ama hayatlarını tüm bu olumsuzluklara rağmen bir şekilde sürdürüyor olmalı ki, söylenmekten başka mevcut durumu düzeltebilmek adına ''Elini taşın altına sokan'' bir halk görünmüyor!
Esasen,
Biz yurttaşlar olarak bu soruyu 1919 lardan başlayarak kendi kendimize sormuş, bu yönde kararlar alarak tam bağımsızlık mücadelesi vererek ve bu yolda ölerek ,vatanımızı kurtarmıştık..
Üstteki sorunun cevabı o dönemlerde tereddütsüz, açık ve netti..!
" Ya istiklal, Ya ölüm"
Yani demem o ki ,
Halkın kendi canından başka vazgeçebileceği hiç bir şeyi kalmamıştı..!
"Ya istiklal , Ya ölüm" sloganı ile bazı Türkler yurdu için ölürken,Türk Milletinin adeta küllerinden yeniden doğmasını sağlamıştı..
Şimdi tüm samimiyetimizle bu soruyu, her birey kendi kendisine tekrar sorsun.
İnsanız,
Kiminin canı çok tatlıdır ,malından vazgeçebilir.
Kiminin canı da malı da çok tatlıdır hiçbir şeyden vazgeçemez
Kimi için de ''Söz Konusu Vatansa Gerisi Teferruattır'', hem malını hem de canını ortaya koyar!
Örneklemeleri alt alta çoģaltabiliriz,
Ancak,
Bu sorunun cevabı samimiyetle verilmedikçe dahi sonuç yine de değişmeyecektir.
"Ya istiklal, Ya ölüm" diyebileceğimiz o günler geldiğinde, kimsenin şüphesi olmasın tarih sahnesinden her fırsatta silinmek istenen Yüce Türk Ulusu bir asır önce olduğu gibi yeniden istiklaline kavuşmasını bilecektir!
Unutulmaması gereken KURTULUŞUN o basit soruda yattığı gerçeğidir.
Vatan türlü hileler, ihanetler ile ayağımızın altından kayıp giderse eğer;
Bu soruyu her gün, her birey kendi kendine tekrar, tekrar sormalı ve kendi benliğini sorgulamalıdır!
Ve
Bize bu yurdu canları pahasına armağan eden başta Ebedî Başkomutan Halaskârgazi Mareşal Mustafa Kemal Atatürk, olmak üzere, tüm Gazi ve Şehitlerimizi rahmet ve minnet duygularımla anarken
Soruyu farklı türevleri ile tekrarlıyorum..!!
"Gerekli olduğunda vatanın kurtulması için nelerimizden vazgeçebiliriz?"
"Vatanın kurtulması için nelerimizden vazgeçebiliriz?"
''"Vatan için nelerimizden vazgeçebiliriz?"