Ana Sayfa

berlinturkbanner

berlinturkbanner

Dr. Ersoy Önder

Dr. Ersoy Önder  |  BERLİN

ersoyonder@gau.edu.tr

YAZARIN TÜM YAZILARI

Ayasofya

Zaten belli kesimi ibadete açık, 5 vakit ezan okunan Ayasofya’nın bütünüyle ibadete açılması ve müze statüsünden cami statüsüne çevrilmesi tartışılıyor son günlerde.

Asıl tartışılması gereken, reel dünyada, Türkiye’de işsizliğin alıp başını gitmesi, doların baskıyla bu seviyelerde tutulması, milli gelirde düşüşün devam etmesi nedeniyle fakirleşmenin artması yani ekonomik veriler ile pandeminin bir türlü bitmemesi, gelebilecek ikinci dalga şoku, alınması gereken tedbirler olması gerekirken; spiritüel dünyaya döndük ve sanki tüm gerçek dertlerimiz bitti. 

Bu konuda çok farklı fikirler olsa da, bence iki husus öne çıkıyor.

Birincisi; bu kararı içeride ve dışarıda çok büyük bir hadiseye çevirme çabaları.

Danıştay’ın 1934 yılı kararını iptal etmesine gerek var mıydı? Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi kararı idarenin tasarrufundadır ve böyle bir kararı almanın fayda/mahzur analizi yapılır ve sonrasında da karar uygulanır. Bunun için, hukuki destek beklenti ve arzusu, ileride çıkabilecek sorunlarda, sorumluluktan kurtulmaktan başka bir şey değildir. 

Yandaşların oylarını konsolide etmeyi düşünme faydası, karşıtların karşı olmamasıyla boşa çıkartılmış gibi gözüküyor. 

Öte yandan cami statüsündeki bir yere giriş ücreti alınamayacak olması ve müzeyken elde edilen gelirin uçup gidecek olması ekonomik manada, zaten sıkıntılı olan turizm gelirimizi daha da azaltacaktır. Bu karar neticesinde, Hıristiyan dünyadan gelebilecek tepkilere de göğüs germek zorunda kalınacağı, benzer uygulamaların yurt dışındaki camilerin dönüştürülmesine sebep olabileceği öngörülmüştür herhalde. Sadece Hıristiyan dünyası ile değil, bir çok Müslüman ülkeyle de farklı siyasi düşünceler sebebiyle politik manada sıkıntılarla boğuşan Türkiye için, bu karar ülkenin faydasına mıdır? Bunun tartışılması daha uygun olur. 

İkincisi ise; Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi sonrası cahilce ve haince yapılan Atatürk düşmanlığı yorumları. Efendim neymiş, “Güneş doğuyormuş, taştan adam eriyormuş.” Neymiş, “Atatürk ve onun destekçilerine cevap verilmiş.” 

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın almış olduğu bu kararı, Atatürk düşmanlığı ile manipüle etmeye çalışmak, dolayısıyla Atatürk’ün manevi şahsiyetine alenen hakarette bulunmak, başta Erdoğan’ın kendisine büyük saygısızlıktır ve cezasız kalabilecek bir suç değildir. 

Atatürk’ün bu milletin kalbindeki yerini algılayamamış, vatan haini, onursuz, omurgasız, cahil cühela, akıl yoksunu bu kişilere diyorum ki: Bugün, Atatürk’e kendince laf söyleyen, silah arkadaşı İnönü ile başlayan dil uzatma sürecini ona getiren, hatta utanmadan hakarete varan paylaşımlarda bulunanlar, bilin ki, gün gelecek, bunun hesabı sizden sorulacaktır. Kendinizi deşifre etmeye devam edin ki, devran döndüğünde, “ben aslında onu demek istememiştim.” demenizin bir anlamı kalmasın. Bu memleketin onurlu, vatanperver savcı ve hakimleri karşısına mutlaka çıkacak ve halka hesap vereceksiniz, kaçışınız yok. 

Çünkü;

Vatan hainliğinin ve Atatürk düşmanlığının zaman aşımı olmaz bu topraklarda.