
Coşkun Kartal'ın (*) ''Soğuk Savaşın Merkezi Berlin'' dizisinin bu haftaki altıncı bölümünde '' Batı Berlin'in Yaşlı Kadınları '' ele alınmış. Kartal'ın etkileyici üslubuyla kaleme aldığı yazısında 1972 yılında öğrenci olarak bulunduğu Berlin'deki yaşamından kısa kısa kesitler yer alıyor. Özellikle o yılların Berlini bugünden çok farklı ve savaşın ardından 27 yıl geçmesine rağmen dramatik bir ortamı yaşıyor ve bu dram özellikle savaşı tüm acıları ile yaşayan çocuk ve kadınlar ile konuştuğunuzda bunu daha çok hissediyorsunuz. Biz de bunları Coşkun Kartal'ın yazılarında okuyup geçmişe yolculuk yapıyoruz.
Kartal yazısının bir bölümünde;
'' O dönem Berlin’inde sokağa çıktığınız zaman, daha önce de belirttiğim gibi, vücudundaki organlardan biri eksik olan çok sayıda orta yaşlı savaşa katılmış erkek görebilirsiniz. Bunun dışında, bir çok semtte, çoğu yalnız yaşayan yaşlı kadınlarla karşılaşmak mümkündü. 70-80-90 yaşlarında, bir kısmı iki büyük dünya savaşını da yaşamış, pek çoğu da 1945’de aylarca süren uçak bombardımanlarından sağ çıkmayı başarsa da, sonra kenti işgal eden düşman askerlerinin taciz-tecavüz saldırılarına boyun eğmek zorunda kalmış kadınlardı. Çocuklarına bir lokma ekmek bulabilmek için işgal askerlerine kendi ayaklarıyla gitmiş olanlar, ya da en aşağılayıca davranışlara katlanmak zorunda kalanlar vardı.''
Kartal yazısında, ''Bu kadınlarla olanak buldukça sohbet ederdim.'' derken
dramatik bir anısından da söz ediyor. Yaşlı bir kadının ikram ettiği çöreklerin hikayesini okuduğunuzda etkilenmemek mümkün değil! Acı duymamak mümkün değil. İkram edilen çöreklerin neden ikram edildiğini okuduğunuz da gözlerinizin dolduğunu hissedeceksiniz!
Coşkun Kartal yazısını ''Gençlik yıllarında nazilerin derin koşullandırmalarına maruz kalan, sonra kendileri ve yakın çevreleri büyük yıkımlar ve acılar yaşayan o yaşlı kadınlar da sarsılmış mıdır, hep merak ederim.'' diyor. Neden bunları söylüyor. Hepsi ''Soğuk Savaşın Merkezi Berlin'' dizisinin bu haftaki altıncı bölümünde '' Batı Berlin'in Yaşlı Kadınları '' başlığı altında yer alıyor.
Sonuç olarak zamanın ruhuna atıf yaparak belirsizliğe sürüklenen, karanlık günlerin ve sıcak savaşın soğuk yüzü ile karşılaşma korkusu yaşayan doğulu, batılı, kuzeyli veya güneyli tüm Avrupalılara diyoruz ki, ''Silah tüccarları dışında savaşların kazananı yok! Kaybedeni ise çok!''
(*) berlinTürk'ün değerli yazarlarından Coşkun Kartal Köy Enstitüsü mezunu olan öğretmen anne ve babasından devraldığı '' görev'' bilinciyle hayatını eğitim, öğretim ve araştırma ile sürdüren tanınan ama popüler olmayan ''eski Türkiye'' nin değerlerine sahip bir gazetecidir.
Eskişehirlidir ve gazeteciliğe Eskişehir'de başlamıştır. Berlin'de öğrenim gören ve dönüşünde TRT sınavını kazanarak “TRT Haber Merkezi Almanca Çevirmen ve Redaktörü” olarak kariyerini sürdüren Coşkun Kartal, askerlik sonrası TRT Haber Merkezinde önce muhabir sonra merkez haberler müdür yardımcısı ve Müdürü ve en sonunda haber müdürü olarak görev yaptıktan sonra kendi isteği ile emekli olmuştur.
Haber: Ahmet Atilla Doğan