
Dortmund
Almanya’daki Türk toplumunun eğitim alanındaki sorunları ve gelecek hedefleri, Dortmund’da düzenlenen geniş katılımlı çalıştayda ele alındı.
Almanya Türk Öğretmen Dernekleri Federasyonu (ATÖF), Almanya Türk Veli Dernekleri Federasyonu (FÖTED) ve Almanya Türkçe ve Çok Dilli Eğitim Birliği (BTMB) tarafından hazırlanan ve Almanya Türk Toplumu (TGD) tarafından desteklenen “Hedef 2035 – Konu Eğitim, Söz Sizin” başlıklı çalıştay 28-29 Mart tarihlerinde Dortmund Türk Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirildi.
Almanya’da yaşayan Türk kökenli öğrencilerin eğitim sistemindeki yerini değerlendirme, tavsiyelerde bulunma ve uzun vadeli hedefleri belirlemek amacıyla planlanan çalıştaya alanda yetkin kişiler, STK temsilcileri ile bazı eyalet milletvekilleri katıldı.
Çalıştay 28 Mart günü, düzenleyici kurumlar adına federasyon ve dernek eş başkanları Yücel Tuna, Kemal Ülker ve Bilge Yörenç’in selamlama konuşmalarıyla başladı. Daha sonra TGD eski başkanı ve politika-strateji danışmanı Kenan Kolat’ın moderatörlüğünde serbest kürsü sunumlarına geçildi. Birinci gün elli kişinin üzerindeki katılımcı tarafından dörder dakikalık sınırlandırılmış süreyle konu hakkındaTürk toplumunun mevcut durumu ve geleceğe dair hedeflerine ilişkin görüş ve önerileri sunuldu. Sunum sosyal medya kanalları üzerinden canlı olarak yayınlandı ve izleyicilerin görüş ve yorumları ekrana yansıtıldı.
İki gün süren programda, eğitimle ilgili 15 farklı başlık Almanya’da yerleşik veliler, veli temsilcileri, eğitmen ve öğretmenler, eğitim ile ilgili bilim insanları, yazarlar, sanatçılar, basın mensupları, dernek yöneticileri, Türkiye kökenli eyalet milletvekillerinin katkısıyla belirlendi.
Çalıştayda ‘’Çocukların ve gençlerin eğitiminde aile ve veli desteği’’ konusu en fazla destek alan konu başlığı oldu. Daha sonra sırasıyla; ‘’Alman Eğitim Sistemi ve erken yönlendirme’’, ‘’Başarıda okulun ve öğretmenlerin rolü’’, ‘’Eğitimin geleceği ve dijitalleşme’’, ‘’Alman Eğitim Sisteminde kapsayıcılık ve fırsat eşitliği’’, ‘’Çok dillilik’’, ‘’Toplum ve işbirliği’’ ile ‘’Türkçe ve anadili’’ başlıkları altında sekiz farklı grup oluşturuldu. World Cafe (Beyin fırtınası) yöntemi ile 15’er dakikalık süreler ile belirlenen konularla ilgili görüş ve öneriler yazılı ve sözlü olarak grup yöneticilerine aktarıldı ve kayda geçirilmesi sağlandı. Süre sonunda grup yöneticileri tarafından hazırlanan raporların sunumu yapıldı.
İkinci gün bir gün önceki çalışmalara ilişkin raporların sunumu devam etti. İlk gün söz alamayan katılımcılar için verilen süre kapsamında ''Serbest Kürsü'' sunumlarının ardından; düzenleyici kurumların eş başkanları Yadel Oktay, Dr. Aysun Aydemir ve Zülfü Gürbüz tarafından yapılan kapanış konuşmaları ile Çalıştay sona erdi.
Almanya’daki Türk toplumunun eğitim alanındaki geleceğine katkı sunması beklenen çalıştay sonrası görüştüğümüz uzmanlar tarafından; Almanya’daki Türk çocuk ve gençlerinin eğitiminde 2035 hedeflerine yönelik ortak bir vizyon oluşturulması adına önemli adımlar atıldığı ifade edildi ve bu tür çalışmaların eyaletler bazında da yapılmasının önemi vurgulandı.
Alman Eğitim Sisteminde başarının temel unsurlarından birinin okul, veli ve öğretmen arasındaki güçlü iletişim olduğu birçok katılımcı tarafından ifade edildi. Velilerin okul yönetimi ve öğretmenlerle daha aktif ilişki kurmasının teşvik edilmesi, düzenli iletişim mekanizmalarının geliştirilmesi ve ortak etkinliklerin artırılması gerektiği vurgulandı. Özellikle göçmen kökenli ailelerin sisteme daha etkin dahil edilmesi için bilgilendirme çalışmalarının önemine değinildi. Ailelerin eğitim sürecine aktif katılımının öğrencilerin başarısını doğrudan etkilediği belirtildi. Bu nedenle velilere yönelik bilinçlendirme çalışmaları, rehberlik hizmetleri ve eğitim programlarının yaygınlaştırılması gerektiği ifade edildi. Göçmen kökenli öğrenci velilerinin eğitim sistemine daha etkin katılımının teşvik edilmesi için okullar bünyesinde birlikler oluşturulması gerektiği ifade edildi.
Eğitimin yalnızca okul içinde değil, toplumun tüm kesimlerinin katkısıyla gelişebileceği ifade edildi. Sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve eğitim kurumları arasında daha güçlü iş birlikleri kurulması için somut adımlar atılması gerektiği belirtildi. Bu bağlamda, gençlerin sosyal ve kültürel gelişimini destekleyen projelerin artırılması ile örgütlenmenin desteklenmesi önerildi.
Toplantıda çok dilliliğin Alman okullarına uyum ve başarı için bir sorun değil, aksine önemli bir kazanım olduğu görüşü öne çıktı. Öğrencilerin hem Almanca hem de ana dillerini güçlü şekilde öğrenmelerinin akademik başarıya olumlu katkı sunduğu belirtildi. Eğitim sisteminde çok dilliliği destekleyen yaklaşımların yaygınlaştırılması gerektiği ifade edildi.
Türkçe ve ana dil eğitiminin kimlik gelişimi ve akademik başarı açısından önemine dikkat çekildi. Türkçenin eğitim sistemi içinde daha güçlü bir şekilde yer alması gerektiği ifade edilirken, ana dili derslerinin yaygınlaştırılması ve sürelerinin artırılması önerildi.
Sosyal, kültürel ve ekonomik farklılıklar, göçmen kökenli olma veya engelli olma durumu nedeniyle oluşan eşitsizliklerin giderilmesinin önemi dile getirildi. PİSA araştırmalarında yer alan eşitsizlik tespitlerinin giderilmesi için Almanya’da kapsayıcı yeni bir eğitim sistemi ihtiyacı olduğu belirtildi. Her türlü eşitsizliğin giderilmesi ve bu amaçla yürütülen programların devamı ile artırılması çağrısı yapıldı.
Çalıştayın önemli başlıklarından biri de eğitimde ayrımcılıkla mücadele oldu. Göçmen kökenli öğrencilerin kimi zaman karşılaştığı eşitsiz uygulamalara dikkat çekilerek, bu konuda daha güçlü denetim ve bilinçlendirme çalışmalarının yapılması gerektiği vurgulandı.
Almanya’daki eğitim sistemine ilişkin değerlendirmelerde, seçici ve eleyici erken yönlendirme (ayrıştırma) sisteminin yeniden gözden geçirilmesi gerektiği dile getirildi. Katılımcılar, öğrencilerin potansiyelini daha iyi ortaya koyabilecek esnek ve destekleyici modellerin geliştirilmesini önerdi.
Almanya’daki Türk çocuk ve gençlerinin eğitim sorunları nedir? Sorusuna herkesin vereceği bir cevabın olduğu ancak ‘’Kim sorumludur?’’ Federal Bakanlık mı? Eyalet Bakanlıkları mı? Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı mı? Sivil Toplum Kuruluşları ile aileler mi? Denildiğinde cevap verilemediği ifade edildi. Yıllardır çözülemeyen ve artarak devam eden sorunların sorumlusunun olmaması ya da çok fazla sorumlusu olmasının ayrı bir sorun olduğu dile getirildi.
Bavyera Eyalet Meclisi Milletvekili Arif Taşdelen yaptığı konuşmada göçmen kökenli olsun olmasın eğitim ve öğretimin sorunlarından eyaletlerin sorumlu olduğunu ifade etti. Sorunların çözümü ve başarı için gidilecek adresin eyalet eğitim bakanlıkları olduğunun altını çizen Taşdelen; Türkçe’nin öğretimi ve eğitimi için çocuk ve gençlerin motive edilmesi gerektiğini, yaz kampları, kültür gezileri ve benzeri etkinliklerle hem öğrenme hem de kalıcılığın sağlanacağını ifade etti.
Çalıştay belirlenen konu başlıkları ve bu konular kapsamında kurulan gruplar ile grup çalışmaları sonucunda hazırlanan raporlar dışında elliden fazla uzmanın konuşma yaptığı ''Serbest Kürsü'' bölümünde aşağıda yer alan görüş ve önerilere yer verildi:
Çalıştay sonunda, eğitimde 2035 hedeflerine yönelik ortak bir vizyon oluşturulması adına önemli adımlar atıldı. Katılımcılar tarafından bu tür çalışmaların eyalet bazında yapılmasının önemi vurgulandı. Hedef 2035 sonunda oluşturulacak iki dilli raporun ilgili kurum ve kuruluşlarla paylaşılması ve medya aracılığı ile kamuoyuna ulaşımının sağlanması gerekliliği ifade edildi.
Fotoğraf: Rıdvan Özgür/Dortmund
Okur hattı: berlinturken@gmail.com