Önceki ''Ankara Hasanoğlan Köy Enstitüsü ve 70’li yılların idealist gençleri!'' başlıklı yazımda Köy Enstitüleri'nin kapatılmasının üzerinden yaklaşık çeyrek asır geçtikten sonra; 1978 yılının Gençlik ve Spor Bakanı Yüksel Çakmur tarafından uygulamaya konan ve yaz tatillerinde gençlerin çaşışarak, üreterek ülkesine katkıda bulunduğu ‘’Toplumsal Kalkınmada Gençlik Projesi’’ ni ve benim bu projeye katılım sürecini anlatmıştım.
Köy Enstitülerinde uygulanan ''Yaparak-yaşayarak öğrenme'' modelinin yine Köy Enstitüleri döneminden kalan bina ve işliklerde yürütüldüğü bu gençlik projesi 70'li yılların sonunda başarıyla gerçekleşmişti.
Bugün size hem bu uygulamada yaşadıklarımı hem de Köy Enstitüleri Modeli'nin farklı boyutlarını; Atatürk Devrimlerinin ışığında yetişen Kemalist öğretmen kuşağının öğrencileri olan 70’li yılların idealist gençlerini yazmaya çalışacağım.
Köy Enstitüleri, devrimci bir kuşağın eğitimde gerçekleştirdiği büyük bir devrimdir!
Türkiye’de, 1933-1934 yılları arasında, şehirlerde yaşayan çocukların % 75’i ilkokula giderken, köy çocuklarının sadece % 20’si ilkokul eğitiminden faydalanabildiği için, 1936-1939 yılları arasında, eğitimin yaygınlaştırılması çalışmaları ivme kazanmış ve dört Köy Öğretmen Okulu kurulmuştur. Bu dört okul, dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel ve İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç tarafından geliştirilen ve uygulamaya sokulan Köy Enstitüleri Projesi’nin ilk adımları olmuştur. Enstitüler yasal sürece göre 1940-1954 yılları arasında faaliyet göstermiş olsa da amaca ve hedefe uygun katkıda bulunduğu süre yaklaşık 10 yıl olmuştur. Bugün üzerinde sürekli konuştuğumuz Cumhuriyet'in eğitim devriminin en parlak örneği olan Köy Enstitüler ancak 10 yıl ayakta kalabilmiştir. Ancak etkisi faaliyette olduğu yıllardan çok uzun olmuştur. Nitekim 1978 yılında dönemin CHP iktidarının Gençlik ve Spor Bakanı Köy Enstitüleri'nin hatırasını hayata geçiren bir projeyi kısa bir süre için bile uygulayabilmiştir.
Köy Enstitüleri Modeli (KEM) Kemalist bir eğitim modelidir!
Türkiye Cumhuriyeti ağır bir işgal ve kanlı bir direnişin ardından özgürlüğüne yeniden kavuşan bir MİLLET'in kurduğu bir ülkedir! Saltanat'dan Cumhuriyet'e geçmek bile tek başına ''Devrim'' sayılabilir. Ancak Mustafa Kemal Atatürk bununla yetinmemiş ve Cumhuriyet'in kalıcı olması için birçok devrimi ardı ardına geliştirmiştir.
Büyük Önder Atatürk, kurtuluş mücadelesi yıllarında tasarladığı kalkınma ve gelişim fikirlerini neredeyse daha önce örneği görülmeyen uygulamalar olarak başlatmıştır.
Yeni Cumhuriyet kurulduğunda 25 yaşlarında bir genç olan Hasan Âli Yücel'de Atatürk Devrimleri ışığında mücadele veren ve devrimci bir gençtir. Bu gencin eğitim-öğretim alanında gerçekleştirdiklerini görmeye Atatürk'ün ömrü yetmese de, manevi varlığı ile o yıllardaki tüm vatandaşlar gibi Hasan Âli Yücel'e de rehber olmuştur.
Köy enstitüleri köy çocuklarına eğitimde fırsat eşitliği sağlamada çok önemli katkıları olan bir girişimdir. Ancak Sanayi Devrimi'ni kaçırmış olan bir ülkenin yeni nesilleri için ''Yaparak-yaşayarak öğrenme'' yi bir öğretim modeli olarak ortaya koyması o günün şartlarında bir devrimdir!
Yaparak ve yaşarayarak öğretmenin öncüsü olan John Dewey 1859–1952 yılları arasında yaşamış olan ünlü Amerikan filozof ve eğitimcisidir. Kısa bir öğretmenlik kariyerinin ardından felsefe alanında doktora yapmış ve 1889’dan sonra Michigan Üniversitesinde felsefe bölümünün başkanlığını üstlenmiştir. John Dewey 1896 yılında Chicago Üniversitesinde kurduğu “Laboratuvar Okulu” ile eğitim dünyasında bir çığır açmış ve bu okulda dört-on dört yaş grubundaki çocuklara aktif öğretim yöntemleri doğrultusunda eğitim vermiştir. Yöntem ve yönetimin, eğitim alanında uygulanışının ilk öncüsü olmuştur. 1920'lerden itibaren deneyimlerini paylaşmak ve eğitim sistemlerini incelemek amacıyla çeşitli ülkelere eğitim seyahatleri yapmıştır.
Eğitim seyahatleri yaptığı ülkelerden biri de Türkiye’dir. Dewey, Atatürk’ün davetiyle Türk Eğitim Sistemi’ni incelemek üzere iki ay süreyle (19 Temmuz-10 Eylül 1924) Türkiye’ye de gelmiştir ve ülkemizdeki incelemelerinin sonucunda bir rapor yayınlamıştır.
John Dewey’in hazırladığı rapor genç Cumhuriyetimizin eğitim sisteminin şekillendirilmesinde oldukça etkili olmuştur. Hatta Köy Enstitülerinin kuruluş mantığı ve dayanaklarında da bu raporun doğrudan yansımalarını görmek mümkündür. John Dewey 1945 yılında ülkemize tekrar geldiğinde Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nü inceledikten sonra söylediği, İngiltere ve Amerika’daki konuşmalarında da aynen tekrarladığı “Benim düşlediğim okullar Türkiye’de Köy Enstitüsü olarak kurulmuştur. Tüm Dünyanın bu okulları görüp eğitim sistemini, Türklerin kurduğu bu okulları göz önünde bulundurarak yeniden yapılandırması isabet olacaktır” şeklinde batı basınında yayınlanan sözleri tarihe geçmiştir.
Kırsal kalkınmada köylünün eğitimi, köyün gelişimi
Köy enstitüleri, sadece yaparak yaşayarak öğretme ilkesiyle değil; kırsal kesimin eğitim düzeyini yükseltmeyi ve köylülerin kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için gerekli bilgi ve becerileri kazandırmayı hedefleyen yönüyle de dikkat çekiciydi.
Türk köylüsü neredeyse asırlarca eğitim ve öğretimden uzak kalmış, doğal yaşam alanı içinde varlığını sürdüren bir kesimdi. Köy enstitüleri ile bu kesim hem akademik eğitimle tanışıyor hem de sosyal ve kültürel dönüşümde de kendini gösteriyordu.
Köy Enstitüleri müfredatı kırsal üretime ait bilgi ve becerilerinin yanında sanat ve kültür alanında da önemli içeriklere sahipti. 30'lu 40'lı yılların Anadolu köylerindeki çocukların sadece % 20’si ilkokul eğitiminden yararlanmaktaydı ve bu kabul edilemezdi. Köy Enstitülerinin varlık gösterdiği yaklaşık on yıllık sürede tarla, mera ile evinin arasında yaşamakta ve sadece aile üretimine katkı sağlamakta olan bu çocukların içinden; piyano, keman çalabilen, resim yapabilen, roman yazabilen, yazarlar, ressamlar ve müzisyenler çıkmıştı. Hem de cinsiyet ayırımı olmadan.
Devamın bir iki gün içinde yazacağım....
Kemalist Devrim'in Anadolu'ya, bölgesel coğrafyaya ve küremize olumlu etkilerini aktarmaya çalışacağım.
Avrupa fakru zaruret içinde var olma mücadelesi verirken, birbirini boğazlamak üzere savaş hazırlıkları yaparken, Anadolu'da bir Türk Devrimi gerçekleşiyordu!
Kemalist gençler, kadınlar ve erkekler el ele vererek güçlü bir ülke yeni bir ulus yaratıyordu!