Ana Sayfa
Murat Kubat

Murat Kubat  |  BERLIN

muratkubat4@gmail.com

YAZARIN TÜM YAZILARI

Korku ve Sevgi

Hiçbir şeyden korkmayan var mıdır?

Sanmam.

Olsa olsa, hiçbir şeyden korkmuyor gözükür insan.

Korkunun zaaf olduğunu düşünür insan; zaafı ortaya çıktı mı, kullanılacağını bilir.

Bu konuda haklıdır da. Zira insan insanın zaafını kullanmaya teşnedir. O sebeple korkularını içinde yaşar, gizler, fakat dışarıya yansıtmamaya gayret eder.

Ne kadar belli etmesek de, her birimizin farklı farklı korkuları vardır.

Kimiler kediden korkar, kimileri köpekten; bazıları yükseklikten korkar, bazıları karanlıktan; insan kâh servetini kaybetmekten korkar, kâh makam ve şöhretini yitirmekten;  kimi zaman hastalık korkutur, kimi zaman ölüm.

Bu listeyi uzatmak mümkündür.

Bazen de, korktuğumuz şeyleri yaşayacak olmaktan, başımıza gelmesinden dolayı korkarız.

Korktuğumuz şeylerle karşılaşmamak için gayret ederiz. Korkularımızı bastırmayı çalışır, görmemeyi yeğleriz.

Bir şeyin korkusu, o şeyin başımıza gelmesinden daha kötüdür oysa. Bizi bulan, başımıza gelen hadiseyi o an bir defa yaşarız; fakat korkusunu olayı her hatırladığımızda, her aklımıza getirişimizde tekrar hissederiz.

İnsan bir defa kaybeder; fakat kaybetme korkusunu sürekli yaşar.

İnsan bir defa ölür; ama hayatı boyunca binlerce defa onun korkusunu yaşar.

O sebeple, birşeyin korkusu o şeyin başa gelmesinden daha sık vuku bulur.

Kaybetmekten korkan sürekli kaybeder; ölmekten korkan sürekli ölür.

Ayrıca, korkunun ecele faydası yoktur.

Korkularımız, takdir edilen şeyin başımıza gelmesini engelleyemez. Korkmak, korkulan şeyi uzaklaştıramaz, baştan savamaz.

Aksine, düşünceye yerleştirilmiş, aşırı korktuğumuz şeylerin başımıza gelme ihtimalini artırdığı, kişinin hata yapma riskini yükselttiği söylenir.

Korku insanı aciz bırakır, iradenin işleyişini olumsuz etkiler.

İnsanın iradesi korkunun etki alanına girdiğinde sağlıklı seçimler yapamaz.

Korku, insanın ayaklarını birbirine dolaştırır.

Herkes bir baksın kendisine, yönelsin iç alemine. Nelerden korkuyoruz?

Ya da nelerden korkmuyoruz ki!

Korkusuz bir hayat yaşamak mümkün mü? Korkuyu öldürmek diye birşeyden söz edebilir miyiz?

Bütün bunlar mümkün olsa, insan hiç tereddüt etmeden, bir çırpıda hayatından çıkarırdı tüm korkularını.

Mümkün olmayınca tek seçenek kalıyor; korkularımızla yaşamak...

Korku, insanoğlunu yönlendiren güçlü güdülerden birisidir, sevgi gibi. 

İnsan korktuğundan kaçar; sevdiğine koşar.

İnsan korktuğuna gözünü kapar; sevdiğine gönlünü açar.

İnsan korkuya uzak, sevgiye yakın olmak ister.

Bu manada, duygu, düşünce ve eylemlerimizi sevgilerimiz ve korkularımız yönlendiriyor diyebiliriz.

Sizce/Sizde hangisi daha güçlü? Korkunun sevketmesi mi, sevginin yönlendirmesi mi?

Korku mu daha belirleyici, sevgi mi?

İnsan herhangi birini hem sevip, hem de ondan korkabilir mi?

Evet; bizim korkumuzu da, sevgimizi de kendisine mutlak manada teslim edeceğimiz biri var: Allah.

Allah’tan korkar, Allah’ı severiz. O’nun gazabından korkar, rahmetine sığınırız.

Allah’tan korkar gibi birşeylerden/birilerinden korkmak, O’nu sever gibi başka şeyleri/kişileri sevmek O’na o konuda eş koşmaktır.

Korkularımızı O’na c.c. havale edersek, korkularımızdan azade oluruz.

Sevgimizi O’na c.c. hasredersek, O’nun sevgisini celbedersek, sevgimizden emin oluruz.

Dönüşümüz O’na olduğu gibi, korkularımızı ve sevgilerimizi de ona döndürmeliyiz.

İşte o zaman istenen, aranan, güzel bir insan olma potsına girmişiz demektir.