Ana Sayfa
Ismet Mısırlıoğlu

Ismet Mısırlıoğlu  |  BERLIN

i.misirlioglu@berlinturk.de

YAZARIN TÜM YAZILARI

ERDOĞAN’I ALMANYA HAKKINDA KİMLER BİLGİLENDİRİYOR?

Sel gider kum kalır

Ağır giden yol alır, hızlı giden yolda kalır

Her şey aslına rücu eder.

Bu sözler ülkeler arası kargaşayı özetler gibi. Özellikle Almanya ve Türkiye ekseninde.

Etkinlik alanlarını dış politikada genişletmek isteyen iki güçlü ülke. Çatışma alanları ise Türkiye, Almanya, Balkanlar ve Ortadoğu. Balkanlar konusuna gelecek yazımda değineceğim.

Almanya´nın özellikle Gezi süreciyle başlayan ve referandumla doruk noktasına ulaşan Türkiye´nin iç siyasetine ve ekonomik hayatına yönelik belirgin etkin müdahale girişimi. Askeri opsiyonun dışında neredeyse tüm imkanların kullanılması. Medya saldırıları, bölgeye milletvekili ve aktivistlerin akımı, hunharca yürütülen iğrenç kampanyalar.

Bir ülkenin dış politikası tüm hatlarıyla Avrupa kıtasına kilitlendi. Bunun karşılığında Türkiye kendini sadece savunmakla yetindi. Demokratik ve insani ilkelerden asla taviz vermedi.

Avrupalı Türkler bu kapışmanın tam ortasında kaldı.

Türkiye doğal olarak kendi soydaşına sahip çıkma refleksi gösterirken, özellikle Almanya, Türklerden sonu asimilasyona varan katıksız liyakat istedi.

Benzeri çekişmelere yüksek dosajda 10 gün daha katlanacağız gibi görünüyor.

24 Eylül´de Almanya genel seçimlerinin bitmesiyle birlikte kısa süreliğine de olsa biraz sular durulacak gibi görünüyor.

ERDOĞAN`I KİMLER BİLGİLENDİRİYOR?

Cumhurbaşkanı Erdoğan´ın Almanya meclisindeki üç partinin adını vererek bunlara sakın destek çıkmayın, Türkiye dostu partileri oyunuzu atın şeklindeki mesajı Almanya gündeminde bomba etkisi yapmıştı. Bu açıklama partilerin sıkıcı geçen seçim çalışmalarına tuz biber olmuştu.

Erdoğan´ın bir de soydaşlarımızın partisini destekleyin anlamına gelen ve parti ismi vererek kamuoyunu seslenmesi herkesi iyiden iyiye şaşırtmıştı.

YANLIŞLIK NEREDE?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, posterleriyle 16 eyaletin sadece birinde seçimlere katılmaya hak kazanan ve ciddi bir teşkilat yapısı olmayan böyle bir oluşuma hangi gerekçeyle destek çıkmıştı.

Danışmanları ve Almanya konusunda uzman kişiler ona yanlış bilgiler mi ulaştırmıştı? Veya doğallıyla bildiğimiz cumhurbaskanı madem benim posterlerimi asıyorlar bırakın ne yaparlarsa yapsınlar anlamına gelen bir yaklaşım mı sergilemek istemişti?

Sonuçta NRW eyaletinde Türklerin oy potansiyeli ve katılım oranları belli. Yani AD Demokraten partisinin alacağı oy miktarı Almanya genelinde yüzde 0,1 ler bandında seyredecek gibi görünüyor. Ve bunun siyasi alanda hiç bir karşılığı yok. Bir partinin devletten maddi destek alabilmesi için yüzde 0,5´in üzerinde oy alması gerekiyor.

Matematiksel olarak yüzde beş barajını aşamayan partilerin aldığı oylar, meclise giren partilere aldıkları yüzdelikler oranında dağıtılıyor. Burada aslan payını diğerlerine yüzde 10´dan fazla fark atan CDU ve SPD gibi büyük partileri alıyor. Küçük partileri desteklemek, barajın altına düşme tehlikesi yaşandığı veya iktidar partisinin küçük farklarla seçildiği dönemlerde söz konusu oluyor. Fakat yapılan son kamuoyu araştırmaları barajın üstündeki partilerin düşme tehlikesi yaşamadığı ve iktidar partisi CDU‘nun hükümeti kuracağı yönünde bilgiler veriyor bize.

Bu gerçeklerden yola çıkıldığında cumhurbaşkanının duygusal bir açıklama yaptığı aşikar.

KİMDİ BU AD DEMOKRATEN?

Kurulduğu günden beri ırkçı Almanya İçin Alternatif (AfD) partisi tarzı populist bir yol izleyen AD Demokraten partisi nedense her defasında ajitasyon, yalan haber ve kumpaslarıyla gündemde kalmayı başarıyor.

Cumhurbaskanı Erdoğan’ın gerekçesi ne olursa olsun bir şekilde alet edilmesi kabul edilebilir bir durum değil. Bu olayın farkına varan bazı danışmanlar aynı gün Almanya´da belli kişi ve merkezleri arama yarışına girmeleri de çok manidar. Erdoğan´ın hışmından mı korktular acaba?

Nerede hata yapmışlardı?

Almanya Türk kamuoyunun bildiği bazı gerçekler tüm açıklığıyla cumhurbaşkanına olduğu gibi aktarılmamış mıydı? Bazı bilgiler bilinçliolarak kendisinden saklanmış mıydı?

Danışmanlar ev ödevlerini yapmışlar mıydı?

Tam aksine, sorumlukluktan kaçarak bazı kişi ve kurumların görüşme taleplerini ciddiye almamışlardı. Bunu yakınında bulunan Almanya uzmanı (!) danışmanların şimdiki telefon trafiğinden anlıyoruz. Erdoğan’ın açıklamasından sonra etekleri tutuşmuş halde belli yerleri arayarak doğru bilgileri acilen Erdogan´a ulaştırma telaşlarından anlıyoruz.

Yandı gülüm keten helva.

Danışmanlar AD Demokraten hakkında yeterince bilgiye neden haiz değillerdi?

KUMPASLARLA GEÇEN BİR YIL

AD Demokraten partisinin kuruluş amacına ve programına baktığımızda kısa vadeli bir proje olduğu kolaylıkla anlaşılıyor. Tüzüklerinde göçmenleri özellikle müslüman ve Türklerin cazibesini celbedecek hiç bir madde yok. Yani projesi olmayan bir proje partisi. Erdoğan posterleriyle ajitasyon yapmaktan geri durmayan bir oluşum.

Kuruluş kararı geçen yıl Ermeni yasa tasarısının Almanya meclisinden geçmesinden hemen sonra sonra alındı. Bununla iki şey hedeflendi. Tüklerin oylarını bölmek ve yedi yıldır Almanya´da başarılı siyaset yapan ve belediye meclislerinde temsilcileri bulunan Yenilik ve Adalet Partisi (BIG) ´nin oylarını bölmek. Bunda da ilk denemede başarılı oldular sayılır. Girdikleri ilk eyalet seçimlerinde Türklerin oylarıyla oynadılar. Sadece bununla kalsalar yine iyi. Tüm seçim kampanyası boyunca sanki Almanya`da başka parti yokmuş hepsi sütten çıkmış ak kaşık misali sadece BIG partisine saldırdılar. Parti yöneticileri ve bir kaç internet aktivistiyle birlikte sahte hesaplar acarak ve google´nin 20´inci arama sayfasından sonra buldukları özel sahış resimleri, ak parti sembolleri, Erdoğan posterleri, PKK profilleri ve hatta BIG partisi amplemleriyle binlerce hesap açarak hayasızca BIG partisine saldırdılar. BIG partisi bu süreçte fitneyi önlemek için susmayı yeğledi.

DİNİ VE MİLLİ SEMBOLLER KULLANILIYOR

AD Demokraten Partisi sahte hesap açmakta yetinmediği gibi tüm hareket alanı algı operasyonu yönetmekle geçti.

Parti, dini ve milli sembolleri kullanarak bir yerlere gelmek istedi. Açılış ilanını Ramazan ayında ve İstanbul`un fethine gönderme yaparak saat 14:53´de beş yıldızlı bir otelde gerçekleştirdi. Seküler bir hayat tarzından gelen genel başkan ve mali işler başkanının geçmişleri hakkında üç yıl öncesinden öte kimsenin bilgi sahibi olmadığı kurucular bir hata yapmışlardı. Ramazan ayında oruç tutulduğunu unutmuşlardı. Müslüman olmayan Almanların bile öğrendiği, oruç tutanın karşında saygıdan dolayı bir şey yenilmez veya içilmezdi. Bunlar ise açık kameralar karşısında kahve ve sularını içmekten geri durmadılar.

Parti, kamuoyunu banka hesaplarımız açılmıyor, açılanlar kapatılıyor, internet sayfalarımıza müdahale ediliyor yalanlarıyla aldatıyor. Hamburg´ta gerçekleştirilen BIG ve ADD birleşmesi görüşmeleri kapsamında genel başkanları Remzi Aru´ya kapatılan sayfalarından dolayı geçmiş olsun dileğinde bulunmuştum. O da gayet normal bir şekilde „hayır biz bilerek kapattık, PKK bizi tehdit ediyor yalanı ürettik. Kendimizi acındırmak istedik“ demişti.

Atatürkçü Düşünce Dernegi (ADD) ve ırkçı AFD partilerıne yakın isim düşünerek buralardan da oy devşiririz mantığıyla yola çıkan parti, ilk darbeyi Alman hukukundan yedi. AfD Partisi kendi seçmenini yanıltabilir gerekçesiyle isim benzerliğinden dolayı dava açtı ve mahkeme kararıyla isimleri AD Demokraten olarak değiştirildi. Hatta bu yıl yapılan NRW eyalet seçimlerinde hiç bir göçmenin yaşamadığı bir kasabada yanlışlıkla ADD´ye giden oylar Eyalet Yüksek Seçim Kurulu‘nun kararı neticesinde tekrar AfD partisinin hanesine yazıldı.

AD Demokraten Partisi seçim çalışmalarında şu anda kadar bir kaç Türk asıllı Alman siyasetciye saldırması dışında rakip olarak gördüğü ve eleştirdiği hiç bir Alman partisi yok. Çünkü partinin seçimlerde başarlı olmak diye bir derdi yok. İşi gücü ortalığı karıştırmak.

ALMAN SİYASİ TARİHİNE GEÇEN BİR SKANDAL

Her şey şov boyutunda gidiyor.

Öyle ki, AD Demokraten partisinin Fight Club gizli internet sayfasından BIG partisine yaptığı kumpas girişiminden sonra haberleri olan NRW eyalet yönetimi partiden anında istifa etti. NRW genel başkanı, yardımcısı ve genel sekreteri bir basın toplantısı düzenleyerek, durumdan duydukları üzüntüyü ifade ederek, bunun Alman siyasi tarihinde yerine alacak büyük bir skandal olduğunu belirttiler. Fight Club üyesi bir bayan seçim akşamı kamera karşısına geçerek nasıl bir kumpasa alet olduğunu ağlamaklı bir şekilde tüm açıklığıyla takipçilerine anlattı.BIG partisinden özür diledi.

AD Demokraten süregelen yalanlarına şimdiki genel seçim de bir yenisi daha ekledi. BIG partisine işbirliği teklifi götürdüğünü iddia etti.

Aynı parti simdi sosyal medya üzerinden BIG´e işbirliği teklifinde bulunuyormuş havası yansıtıyor. BIG yönetimine ise şu ana kadar böyle bir teklif gelmedi. Sanal teklifleri arasında, Türklerin yoğun yaşadığı dört eyalet dışında her yerde işbirliğine hazırız. Kamuoyuyla adeta dalga geçiyorlar.

Kurulduğu günden beri BIG partisi yöneticileri, AD Demokraten yönetimi ile genel başkanlar ve yönetim kurulları olarak Hamburg, Frankfurt ve Berlin´de üç görüşme gerçekleştirdi. BIG partisi isim değişikliğinden, başkanlıklar dağılımına kadar her şeyi masaya yatırdı ve şeffaf bir yaklaşımda bulundu. Fakat karşılığında görüşme süreci devam ederken, kendi yöneticileri tarafından dışarıya sızdırılan bilgiler ve genel sekreterlerinin saldırıları üzerinden BIG partisi itibarsızlaştırılmak istendi. Görüşmeler onlar tarafından durduruldu. Son buluşmaya ise hiç gelmediler.

Tüm bunlar gösteriyor ki AD Demokraten siyasi bir oluşumdan çok bir yerlere hizmet eden gizli bir ajandası olan bir yapıyı akıllara getiriyor.

AD Demokraten Cem Uzan´ın Genc partisini hatırlatıyor. Şantaj ve kumpaslarla yeterli oyu alalım kamuoyunu bölelim, sonrasında istediğimiz tüm fırıldakları çeviririz.

Aralarında sadece iki fark var. Cem Uzan seçimler için büyük paralar harcamıştı. Türkiye’ nin seçim barajını zorlamıştı.

AD Demokraten partisi ve başkanı partisi için doğru dürüst para harcamıyor. Gelen paralar ise açılmayan veya açılmak istenmeyen hesaplardan dolayı farklı yerlerde toplanıyor. Seçim barajı diye de bir hedefleri yok.

Cem Uzan seçimlerden sonra dönmeyecek bir şekilde kendisi ve ailesiyle birlikte yurt dışına kaçtı.

Remzi Aru´nun kaçacak yeri ve öyle bir derdi yok. Zaten Almanya´da. Terör örgütlerine ev sahipliği yapan bir ülkenin sınırları içinde.

AK PARTİ ZARAR GÖRÜR

2019 yılında Türkiye´de cumhurbaşkanlığı seçimi var. Sonucunda cumhurbaşkanı anayasa değişikliğinin kendine verdiği tüm yekilere kavuşacak. Evet oyları Hayır oylarına yüzde 2,8 civarında fark atmıştı. Bunda Almanyalı Türklerin payı çok büyüktü. Almanya şimdiden bu oyları düşürme peşinde. Bir yandan Türklere baskı yaparken diğer taraftan da siyasi ve sosyal olaylarla oyları bölmeye çalışıyor. Bu bağlamda burada AD Demokraten partisinin rolünü çok iyi analiz etmek ve anlamak gerekiyor. Cumhurbaşkanının özellikle Almanya danışmanlarının bunu çok iyi anlaması gerekiyor.

Kaybeden taraf yine Avrupalı Türkler ve Türkiye olabilir.